
Mikotoksinlerin rumende parçalanması her zaman hayvan için faydalı değildir.
Aflatoksin ve zearalenonun parçalanması sonucu oluşan metabolitler, orijinal bileşiklerden daha toksiktir.
Mikotoksinler verimlilik, sağlık ve döl verimiyle ilgili ciddi sorunlara yol açabilir.
Eskiden ruminantların mikotoksinlerden en az etkilenen tür olduğu düşünülürdü. Rumende gerçekleşen mikrobiyal parçalanma sayesinde ruminantların mikotoksinlere karşı korunduğu varsayılırdı. Ancak araştırmalar ve saha deneyimleri giderek bu inancın doğru olmadığını ve hatta orijinal mikotoksin bulaşmasından daha fazla probleme yol açabileceğini gösteriyor. Rumende parçalanma, her zaman detoksifikasyon (zehirsizleşme) anlamına gelmez. Hatta bazı durumlarda, ortaya çıkan metabolitler orijinal bileşiklerden daha zararlıdır.
Bu makale, mikotoksinlerin rumendeki kaderine ve bunun sürüdeki verimlilik, sağlık ve döl verimine etkilerine odaklanmaktadır.
On yıllardır süren araştırmalar, ineklerin bağışıklık fonksiyonlarının zayıflaması, yemden yararlanma oranının düşmesi ve üreme performansının bozulması dahil pek çok olumsuz etkiye karşı hassas olduğunu göstermektedir.
Rumen, bazı mikotoksinleri parçalayabilen mikrobiyal popülasyonlar içerse de, bu parçalanma her zaman hayvan için yararlı değildir. Bu nedenle, mikotoksinleri genel olarak değil, tek tek gruplar halinde ele almak gerekir; çünkü parçalanabilme kapasiteleri ve sonuçları molekülden moleküle değişir.

Tablo 1, ruminant çiftliklerinde bulunan başlıca mikotoksinleri ve rumende ne kadar parçalandıklarını (orta sütun) veya hiç parçalanmadıklarını (sağ sütun) özetler. Parçalanmayan mikotoksinler doğrudan bağırsaklara geçer ve burada büyük zararlara yol açar.
Doğada bulunan en kanserojen bileşiktir. Ruminantlar tarafından alındığında süte geçebilir ve tüketicileri riske atabilir. Rumende aflatoksin parçalanabilir, ancak aflatoksikol adlı bileşiğe dönüşür ve bu bileşik, orijinal toksinden bile daha zehirlidir. Bu durumda parçalanma, toksisitenin artmasına neden olur.
Rumende α-Zearalenol (α-ZEL) ve β-Zearalenol (β-ZEL)’e parçalanabilir, ancak çoğunlukla ilki baskındır (yaklaşık %50 oranında). α-ZEL, zearalenondan 60 kat daha östrojeniktir; bu da rumenden geçtikten sonra etkisinin artması anlamına gelir. Kalan %50’si ise parçalanmadan bağırsaklara geçer.
Rumende kısmen parçalanırlar, ancak bu oldukça tutarsızdır (%1–85 aralığında).
Bu parçalanma oranını etkileyen iki ana faktör:
Ruminal pH: Uygun mikrobiyal popülasyonlar gerekir; düşük pH (yüksek nişasta oranına bağlı) parçalanmayı azaltır.
Geçiş hızı: Parçalanma zaman ister; yüksek verimli ruminantlar çok yem tükettiğinden geçiş hızı artar ve rumende kalış süresi kısalır.
Rumenden hiç değişmeden geçer. Rumende hiçbir parçalanma gerçekleşmez.
Yeni tanımlanan bir mikotoksindir. Bazı parçalanmalar olsa da çoğu bağırsaklara ulaşır.
Rumende parçalanan ve ortaya çıkan metaboliti zararlı olmayan az sayıdaki örnekten biridir.
Mikotoksinler genellikle verim kaybı açısından ele alınsa da, bu kaybın nedenleri derinlemesine incelenmez. Oysa bağırsak bütünlüğü ve bağışıklık fonksiyonları üzerindeki etkileri en az verim kaybı kadar kritiktir.
Gastrointestinal sistem sadece besin emilimiyle değil, aynı zamanda vücudun en büyük bağışıklık organı olmasıyla da önemlidir. Bağırsak sağlığı bozulduğunda, bağışıklık sistemi patojenlere karşı savunma yeteneğini kaybeder ve bu durum zincirleme sağlık sorunlarına yol açar.
Vücuttaki bağışıklık hücrelerinin %75’i bağırsakta bulunur; dolayısıyla bağırsak sağlığı doğrudan bağışıklıkla bağlantılıdır. Bağırsak dokusu mikotoksinlere son derece hassastır — düşük seviyelerde bile bağışıklık sistemi zayıflar.
Bağırsak hücrelerinin %25’inin öldüğü doku hasarı, çok düşük seviyelerde başlar:
138 ppb NIV
172 ppb DON (ruminantlar için)
Silajdaki normal bulaşma seviyesinin onda birinde bile bu seviyelere ulaşmak mümkündür. Bu da bağırsakların çoğu zaman bir stres altında olduğu anlamına gelir.
DON ve NIV genellikle birlikte bulunur ve birlikte etkileri, tek tek etkilerinin toplamından daha kötüdür (Reisinger ve ark., 2019).
Bir biokey uzmanıyla iletişime geçin veya ihtiyaçlarınıza uygun dünyanın her yerindeki kişileri bulun.
Biokey Gıda, Tarım ve Hayvancılık Ltd Şti; 2010 yılında İstanbul’da kuruldu. Halen, 2020 yılında DSM ANH bünyesine katılan Avusturya menşeili biyoteknoloji firması BIOMIN GmBH ortaklığıyla çalışmalarını sürdürmektedir.
2024 BİOKEY HER HAKKI SAKLIDIR.
YENİÇÖZÜM | WEB TASARIM